|
|
Neşet Ertaş
Hakkında görüşler
Sesi ve sazı ile babası Muharrem Ertaş'ın yolunu
sürdüren Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırtıllarda doğdu. Keman ve saz
öğrenerek. Ankara Radyo Evi'ne girdi. Güçlü derlemeleri olan ozanın,
Kendisine ait çok sayıda güfte ve besteleri vardır. Halen Almanya'da
müzik evi çalıştırmaktadır.
Kimdir Neşet Ertaş? bir zamanlar sadece ve sadece
"Kırşehirli Mahalli Sanatçı" olarak bilinen Neşet Ertaş'ı binlerce,
hatta milyonlarca saz çalıp türkü söyleyen diğerlerinden ayıran
nedir? Onun sazının ve sesinin insanı büyüleyen sırrı nereden
gelmektedir? Neredeyse yarım asra varan bir süreden beri gerçek
anlamda gönül telimizi titreten, ruhumuzu ürperten bu esrarlı sesin,
sazın ve yorumun arka planında neler ve kimler vardır?
Sazı gümbür gümbür ses veren, adeta davula eşlik edercesine sazının
göğsünde pençesiyle sesler çıkaran, hep samimi ve kendi halinde
yüreğinin acılarını ve kendi iç gurbetlerini seslendiren; hiç bir
şımarık tutumu olmayan, kalabalıklardan ve şöhretten adeta köşe
bucak kaçarak pek ortalıklarda görünmeyen; mezhep, parti ve etnik
kimlik çağrışımlarına pirim vermeyen, sazından, sözünden ve sesinden
gayri hiç bir şeyden medet ummayan bu "Garip" insanı tanımak kadar
tanımlamak da gerçekten zor.
Ayaklarının altındaki toprağın renginden, kokusundan haberdar
olan,bastıkları yeri az çok tanıyan, yürekleri hep türkülerle
birlikte atanlar için Neşet Ertaş, belki de tam bir "yaşayan
efsane"; meçhul, uzak, esatiri ve sırlarla dolu...
Neşet Ertaş'ın bir iki cümlede özetlenebilecek resmi biyografisi
bize belki sadece ipuçları verebilir. Onun "1938 yılında Kırtıllar
Köyü'nde Döne'den doğma Muharrem Ertaş'ın oğlu" olduğunu; Kırşehir,
Yozgat ve Keskin'in çeşitli köylerinde geçen çocukluk ve ilk gençlik
yıllarının ardından, 15 yaşında çıktığı gurbet hayatinin hala devam
etmekte olduğunu bilmenin fazla bir anlamı olmayabilir. Neşet
Ertaş'ı tanımak, asıl onun ruh ve gönül macerasını bilmeyi
gerektirir ki burada hemen karşımıza, Neşet Ertaş'la en rafine
üslubuna kavuşan Orta Anadolu Abdal Müziği geleneğinin gelmiş geçmiş
en büyük ustalarından olan babası Muharrem Ertas karşımıza çıkar.
İşte Neşet Ertaş, babası Muharrem Usta ile adeta Anadolu'daki en
olgun seviyesine erişen bu Türkmen/Abdal müzik birikiminin yeni bir
yorumcusudur. Yoğun yöresel özellikleri ve baskın mahallilik
unsurları ile donanmış bu müziği yöresinin dışına çıkarmış, ülke
genelinde ve hatta yurt dışında bilinmesini ve tanınmasını
sağlamıştır.
1960'lardan itibaren binlerce yıllık sazımız bağlama ile birlikte
anılan;sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki
çevrelerinin ve gerçek türkü dostlarının da gündeminden hiç düşmeyen
Neşet Ertaş'ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor- Çünkü o
aslında bir anlamda tam bir yöre sanatçısı olmasına rağmen yaygın
şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde
tanınan biri olarak, hem babası Muharrem Ertaş'tan, hem de bu
geleneğin diğer usta isimleri olan Hacı Taşan ve Çekiç Ali'den de
ayrılır. Bir başka söyleyişle onun sanatı için, başta Muharrem Usta
olmak üzere. Hacı Taşan, Çekiç Ali ve Abdal/Türkmen Müziği
geleneğinin çeşitli yörelerde farklı tavır ve üsluplarda karşımıza
çıkan diğer ustaları da dahil olmak üzere hepsinin üst seviyede bir
sentezi ve esrarlı bir bileşkesi denilebilir.
Neşet Ertaş'ın sanatı hayatı ile hayatı sanatı i1e o kadar içice ki,
çalıp çığırdığı türkü ve bozlaklarında bütün bir hayat hikayesini
bulmak mümkün olduğu gibi, hayatına yakından baktığımızda da o içli
türkülerin, acılı bozlakların nelerden nasıl doğduğunun ipuçlarını
elde ederiz hemen. Onun yokluk, yoksulluk ve acılarla dolu hayatım
"Garip" mahlasıyla yazdığı koşma tarzında usta işi şiirlerle
anlattığı ozan yönünü yıllarca kimse fark etmedi bile. Babasından
tevarüs ettiği geleneksel ve anonim türkülerin, bozlakların dışında,
sözleri kendisine ait türküler, bozlaklar söylediğini de fark eden
olmadı yıllarca. Sözü ve müziği ile, anonim türkülerdeki erişilmez
sadeliği ve estetik seviyeyi yakalayan sayısız türkünün, bozlağın
altına attığı mütevazı imzasını kimselere söylemedi bile.
Neşet Ertaş o büyük yaratıcı yeteneği ile okuduğu her eseri yeni
baştan öyle bir yorumlar, ona öyle bir ruh ve hava verir ki, adeta
yeni bir beste ile karşı karşıya olduğunuzu dahi sanabilirsiniz. Bu
durumu, yeteneği, kültürü ve birikimi oldukça sınırlı sığ ve sıradan
sanatçıların yorum adına yaptıkları "dejenerasyon" ile karıştırmamak
gerekir. Çünkü Neşet Ertaş kendisine ait olmayan bir türküyü bi1e
öyle bir okur ve yorumlar ki, o türkü o şekliyle yıllar öncesine ait
bir Neşet Ertaş türküsü gibidir artık.
Olağanüstü denilebilecek yeteneği, geleneğe hakimiyeti, gelenekten
kopmadan yeniye bağlılığı, yeni zamanların modern zevk ve
eğilimlerini gözeten diri ve uyanık tecessüsü ile Neşet Ertaş, hep
gündemde kalmış bir sanatçıdır. O, ismi bağlama ile özdeşmiş ve
adeta bu dünyaya türkü söylemek için gelmiş gerçek bir türkü
ustası... Türküyü bağlamaya, bağlamayı türküye bu kadar
yakınlaştıran ve yaklaştıran, adeta birbirlerinin içinde -kendisi
ile birlikte- eritip yok eden ikinci bir sanatçı bulmak öyle
sanıldığı kadar kolay olmasa gerek.
Neşet Ertaş'ın sanatı; müziğin özünü, ruhunu kavrayan birinin, hiç
bir yapmacıklığa tevessül etmeden, olduğu gibi kendini, kendi özünü
ve hissettiklerini saza, söze dökmesidir.
Kısaca Neşet Ertaş, babası Muharrem Ertaş ile adeta
Anadolu'daki en olgun seviyesine erişen bu Türkmen/Abdal
müzik birikiminin yeni ve eşsiz bir yorumcusudur. Yoğun yöresel
özellikleri ve baskın mahallilik unsurları ile donanmış
bu müziği yöresinin dışına çıkarmış, ülke genelinde ve hatta yurt
dışında bilinmesini ve tanınmasını sağlamıştır. 1960'lardan
itibaren binlerce yıllık sazımız bağlama ile birlikte anılan;
sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevrelerinin
ve gerçek türkü dostlarının da gündeminden hiç düşmeyen Neşet
Ertaş'ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekir. Çünkü o aslında
bir anlamda tam bir yöre sanatçısı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve
söylediği türküleri ile ülke genelinde tanınan biri olarak,
hem babası Muharrem Ertaş'tan, hem de bu geleneğin diğer usta
isimleri olan Hacı Taşan ve Çekiç Ali'den de ayrılır. Bir başka
deyişle onun sanatı için, başta Muharrem Usta olmak üzere.
Hacı Taşan, Çekiç Ali Abdal/Türkmen Müziği geleneğinin çeşitli
yörelerde farklı tavır ve üsluplarda karşımıza çıkan diğer ustaları
da dahil olmak üzere hepsinin üst seviyede bir sentezi ve esrarlı
bir bileşkesi denilebilir. O bir ozandır ki Kardeşlik, sevda ve Doğa
sevgisinden başka bir bir amaç gütmemiş Saf, temiz insanın yaşayan
örneğidir.
Bazı alıntı yaptığım tüm yazarlara Teşekkürler Ali Bozdağ
Lütfen
eksik
olanları tamamlayınız.............
|